-
"pro" Kelimesi için arama sonuçları
Yapılan arama sonucunda 969 adet kayıt bulundu.
-
-
proletarian : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. proleter, emekçi. s. proleter, proletaryaya özgü, emekçi.
-
-
proletariat : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. proletarya, emekçi sınıf.
-
-
prolific : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- s. 1. doğurgan. 2. bereketli, verimli. 3. üretken.
-
-
prolificacy : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. 1. doğurganlık. 2. bereketlilik, verimlilik. 3. üretkenlik.
-
-
prolix : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- s. 1. uzun, ayrıntılı. 2. yorucu, sıkıcı.
-
-
prolog : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. 1. prolog, öndeyiş. 2. to (başka bir olayın) habercisi/provası.
-
-
prologue : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i., İng., bak. prolog.
-
-
prolong : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- f. uzatmak, devam ettirmek, sürdürmek.
-
-
prolongation : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. uzatma, devam ettirme, sürdürme.
-
-
prom : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. 1. öğrenci balosu. 2. İng., k. dili (deniz kenarındaki) gezinti yeri, kordon. 3. İng., k. dili, bak. promenade concert.
-
-
promenade : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- f. piyasa etmek; gezinmek. i. 1. piyasa; gezinti, gezinme. 2. gezi, gezinti yeri; İng. (deniz kenarındaki) gezinti yeri, kordon.
-
-
promenade concert : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- İng. dinleyicilerin müziği ayakta dinledikleri konser.
-
-
promenade deck : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- gezinti güvertesi, üst güverte.
-
-
prominence : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. 1. herkesçe tanınma, ün. 2. göze çarpan şey. 3. çıkıntı; uzantı.
-
-
prominent : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- s. 1. önde gelen (kimse); ünlü, önemli. 2. dikkati çeken, göze çarpan. 3. çıkıntılı, çıkık; profili çok belirgin olan: prominent lips etli dudaklar.
-
-
promiscuity : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. rasgele cinsel ilişkide bulunma.
-
-
promiscuous : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- s. rasgele cinsel ilişkide bulunan.
-
-
promise : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- i. 1. söz, vaat. 2. umut verici şey. f. 1. söz vermek, vaat etmek, vadetmek: Promise me you´ll come! Geleceğine söz ver! You promised to do it. Onu yapmayı vadettin. 2. (belirli bir duruma) işaret etmek, -eceğe benzemek: She promises to be tall. Boylu olacağa benziyor. This weather promises rain. Yağmur yağacağa benziyor. This promises to be a good game. İyi bir maç olacağa benziyor.
-
-
promise s.o. the moon : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- birine olmayacak vaatlerde bulunmak.
-
-
promise s.t. to s.o. : (İngilizce - Türkçe Sözlük)
- bir şeyi birine vereceğini/bırakacağını söylemek.





