Sözlük Logo
Türkçe İngilizce Almanca Fransızca İspanyolca İtalyanca Azerice



"s" Kelimesi için arama sonuçları
Yapılan arama sonucunda 21390 adet kayıt bulundu.
turkce_ingilzce_sozluk - sağ : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. alive, living. 2. healthy, well. 3. sound, strong, solid. 4. safe, reliable. akçe/para sound coin, sound money. ayakkabı değil. colloq. He´s unreliable./I wouldn´t trust him. bırakmak /ı/ to spare (someone), leave (someone) alive. kalanlar the survivors (of a disaster, battle). kalmak to remain alive, be left alive (after a disaster, battle). kurtulmak to escape with one´s life, get out alive. ol! Thank you!/Thanks! olsun .... ... bless him! ... (said to soften a critical remark about someone). olsun, yerinde olsun. colloq. I wish him well, nevertheless I´m glad I don´t have to see too much of him. salim/selamet safe and sound.
turkce_ingilzce_sozluk - sağ : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. right, (someone, something) who/which is on the right-hand side, dexter. 2. right, the right-hand side. 3. pol. rightist, right-wing. 4. pol. right wing. a bak! mil. Eyes right! eliyle sol kulağını göstermek to do something the hard way. elinin verdiğini sol elin görmesin. proverb After you´ve done something kind or philanthropic, don´t go around telling the world about it. dan geri! mil. Right about face! gözünü sol gözünden kıskanmak to be extremely jealous. a kaymak to move toward a right-wing position, shift towards the right. savunucu soccer right fullback, right back. a sola 1. to the right and to the left. 2. hither and thither, in all directions. a sola bakmadan 1. without considering the feelings of others, heedless of others, thoughtlessly, inconsiderately. 2. without dawdling, without wasting any time, directly. 3. without paying attention to what´s going on around one. a sola bakmamak 1. not to consider the feelings of others, to behave inconsiderately. 2. not to dawdle. da solda 1. on the right and on the left. 2. here and there, in one place and another. dan soldan 1. from the right and from the left. 2. from here and there. ına soluna bakmamak 1. not to look both ways (before crossing the street). 2. not to pay attention to what one is doing (or to where one is going), to be careless. ını solunu bilmemek/şaşırmak to be very bewildered, not to know which way to go, not to know what to do. ı solu (belli) olmamak (for someone) to be completely unpredictable. tarafından kalkmak (for things) to be going well for one. yap! Turn to the right! (said to someone driving a vehicle). da yürek anat. dextrocardia.
turkce_ingilzce_sozluk - sağaçık : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
soccer outside right (a player).
turkce_ingilzce_sozluk - sağalmak : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
(for a sick person) to get well.
turkce_ingilzce_sozluk - sağaltıcı : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. therapeutic; curative. 2. vermifuge, anthelmintic (drug). 3. (a) vermifuge, (an) anthelmintic.
turkce_ingilzce_sozluk - sağaltım : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
therapy, treatment.
turkce_ingilzce_sozluk - sağaltımcı : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
therapist.
turkce_ingilzce_sozluk - sağaltmak : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
/ı/ to treat or cure (a sick person).
turkce_ingilzce_sozluk - sağanak : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
(short but heavy) downpour, cloudburst, hard rain, thunderstorm, gully washer.
turkce_ingilzce_sozluk - sağbeğeni : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
good taste, highly developed sense of beauty.
turkce_ingilzce_sozluk - sağbek : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
soccer right fullback, right back.
turkce_ingilzce_sozluk - sağcı : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. rightist, right-wing. 2. rightist, right-winger.
turkce_ingilzce_sozluk - sağcılık : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
being a rightist, being a right-winger.
turkce_ingilzce_sozluk - sağdıç : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. prov. (among Muslims) (bridegroom´s) best man; woman who acts as an adviser to the bride. 2. (among Christians) godfather; godmother; best man; matron/maid of honor. emeği wasted effort.
turkce_ingilzce_sozluk - sağdırmak : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
1. /ı, a/ to have (someone) milk (an animal); /ı/ to have (an animal) milked. 2. /ı, a/ to have (someone) take (the honey) (from a beehive); /ı/ to have (the honey) taken (from a beehive). 3. /ı, a/ to have (someone) unravel (threads); /ı/ to have (threads) unraveled. 4. /ı, a/ slang to have (someone) swindle (someone else); /ı/ to let (someone) be swindled.
turkce_ingilzce_sozluk - sağduyu : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
common sense.
turkce_ingilzce_sozluk - sağduyulu : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
(someone) who has common sense, commonsensical.
turkce_ingilzce_sozluk - sağgörü : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
foresight.
turkce_ingilzce_sozluk - sağgörülü : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
foresighted.
turkce_ingilzce_sozluk - sağgörüsüz : (Türkçe - İngilizce Sözlük)
(someone) who lacks foresight.
Bulunan kelimeler 1070 sayfada listelendi.
İlk sayfa Önceki sayfa [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] Sonraki sayfa Son sayfa
© 2004 - 2014 Sözlüksü - Hakkımızda - Gizlilik Politikası (İngilizce)

Sitede bulunan sözlüklerin içindeki çeviriler, tercümeler, örnekler ve diğer materyaller eğitim amaçlı sunulmaktadır. Çeviri sonuçlarının ve sitede bulunan diğer bilgilerin doğruluğu teyit edilmemektedir.
İngilizce Sözlük - Türkçe Sözlük - Almanca Sözlük - Fransızca Sözlük - İtalyanca Sözlük - İspanyolca Sözlük - Kürtçe Sözlük - Azerice Sözlük - Osmanlıca Sözlük
Sponsorlar: Sponsor Olmak İstiyorum.
Sayfa 0.32 milisaniyede üretildi
Push 2 Check
Sivas Haber Mirtek Yapı Malatya Minber Katyapı Çelik Çatı
Anahtar Kelimeler : s nedir, s anlamı, s ne demek, s tercümesi, ingilizce s, ingilizce s ne demek, s sözlük anlamı, what is s , what is mean of s