EDEB


Results for "EDEB"

Kurdish - Turkish dictionary

edeb

(Kurdish - Turkish dictionary) :
edep, adab.
Ottoman - Turkish Dictionary

EDEB

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Terbiye. Kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek. Güzel ahlâk. Usluluk. Hayâ. * Ist: Sünnet-i Resul'e (A.S.M.) uygun hareket etmek. * Utanılacak şeylerden insanı koruyan meleke; kuvve-i râsiha-i nefsiye. * Edebiyat ve ondan bahseden ilim.(Kur'anın edebi ise: Öyle bir hüznü verir ki, âşıkane hüzündür. Yetimâne değildir. Firak-ul ahbabdan gelir. Fakd-ül ahbabdan gelmez. Lemeat)
Dream Dictionary of Phrase

EDEB

(Dream Dictionary of Phrase) :
Edep ve terbiyeyi güzel bir insan suretinde görmek din ve iman güzelliğine, Hal ve hareketinde edep sınırlarını gözeten birini görmek haddini bilmeye, ilim ve irfan sahibi olmaya, Edepsizce davranın birini görmek, hayasızlığı ve yüzsüzlüğü gerektirecek ddurum ve davranışlara; Edep ve terbiye ile meşgul olan kimseyi görmek halkın ileri gelenlerine, şeyhe, hocaya, öğretmene, belediye memuruna, anne ve babaya, gardiyana; Tanınmayan terbiyeci Hak Teala'ya, Kendisinin terbiyeci olduğunu görmek haline uygun bir göreve delalet eder.
Islamic Glossary

EDEB

(Islamic Glossary) :
1. Güzel hallere ve huylara sâhib olma ve utanılacak hareketlerden sakınma, her husustahaddini bilip, sınırı gözetme hâli.Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz. (İmâm-ıRabbânî)Allahü teâlâya karşı edeb, O'nun emirlerini yerine getirmekle olur. Avâmın, halkın edebi,dînin emirlerine uymak, havâssın, seçilmişlerin edebi, dînin emirlerine uymakla berâber kalbizikr (Allahü teâlâyı anmak) nûru ile aydınlatmak, gönülden Allahü teâlâdan başka her şeyiçıkarmaktır. (İmâm-ı Gazâli)Âdemoğlunun edebden nasîbi yok ise insan değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki farkbudur. Gözünü aç ve gör ki bütün Allahü teâlânın kelâmının mânâsı, âyet âyet edebdenibârettir. (Şems-i Tebrîzî)İnsanlar edebe ilimden çok daha fazla muhtacdır. (Abdullah bin Menâzil)En büyük edeb, ilâhî hududu muhâfaza etmek, gözetmek, Allahü teâlânın emirlerineuymak, yasaklarından sakınmaktır. (Abdülhakîm-i Arvâsî)Din büyüklerinin yolu baştan sona edebdir. (İmâm-ı Rabbânî)Bir kimsenin edebli olması, iyi kalblilik ve akıllılık alâmetidir. (Sırrîy-i Sekatî)Kul için güzel edebden daha iyi mertebe görmedim. Çünkü aklın hayâtı edebdir. İnsan edebile dünyâ ve âhirette yüksek derecelere kavuşur. (Ebû Osman Hîrî)Edeb ehli edebden hâli olmaz,Edebsiz ilim öğrenen âlim olmaz.(M.Sıddîk bin Saîd)İlim meclislerinde aradım, kıldım taleb,İlim geride kaldı ille edeb ille edeb.Edeb bir tâc imiş nûr-i Hüdâ'danGiy ol tâcı emin ol her belâdan(Yûnus Emre)2. Namazda müstehab ve mendup olan şeyler.Namazın sünnet ve edeblerinden birini gözetmek ve tenzîhi bir mekruhtan sakınmak; zikirve tefekkürden üstündür. (İmâm-ı Rabbânî)İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe hazretleri namaz abdestinin edeblerinden bir edebi terk ettiği içinkırk senelik namazını kazâ etmiş, yeniden kılmıştır. (İmâm-ı Rabbânî)
Ottoman - Turkish Dictionary

EDEB-AMUZ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Edeb öğreten.