EHL


Results for "EHL"

Ottoman - Turkish Dictionary

EHL

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Ehil) Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. * Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli anlamıyla ehil ve ehliyet İslâmiyette önemli bir husustur. Dinimiz, bize işleri ehline vermemizi emreder. Cemiyette işler, mevkiler, makamlar, görevler, ehline verilirse işler düzgün gider, sonuçtan herkes memnun olur. Eğer İslâma aykırı olarak ehliyet yerine eş, dost, adam kayırma, parti menfaati vs. bayağı, hasis düşüncelere yer verilirse ve işler ehliyetsizlere terkedilirse bundan herkes zarar görür.
Islamic Glossary

EHL-İ ABÂ

(Islamic Glossary) :
Resûl-i ekrem ile birlikte hazret-i Ali, hazret-i Fâtıma, hazret-i Hasen ve Hüseyn'in hepsineverilen isim. (Bkz. Ehl-i Beyt)Bir gün Resûlullah efendimiz, hazret-i Ali ile Fâtıma, Hasen ve Hüseyn'i mübârek abâları ileörterek; "İşte benim ehl-i abâm bunlardır. Yâ Rabbî! Bunlardan kötülüğü kaldır vehepsini temiz eyle" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)
Ottoman - Turkish Dictionary

EHL-İ ÂLEM

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Âlemin ehli olan insanlar.
Ottoman - Turkish Dictionary

EHL-İ ARZ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Dünyadakiler. Yerdekiler.
Ottoman - Turkish Dictionary

EHL-İ BEYT

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Ev ehli, evdeki çoluk çocuk. Daha ziyade Hz. Peygamberimizin (A.S.M.) evine mensub olanlar bu isimle anılırlar. (Bak: Âl-i Abâ)