Tüm Sözlükler
78 record(s) found.

  • kaynaksource

    Turkish - French Dictionary
  • kaynaksource

    Turkish - French Dictionary
  • kaynak e Quelle; r Ursprung; e Schweissung.

    Turkish - German Dictionary
  • kaynakfuente

    Turkish - Spanish dictionary
  • kaynakmanantial

    Turkish - Spanish dictionary
  • kaynak1.kanî, xweder, jêderk, çavkanî, kelj. 2.hêtûn. 3.kewajen.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • KAYNAK is. 1. Yeraltı sularının yeryüzüne çıktıkları yer, menba. 2. Bir şeyin çıktığı yer. 3. Araştırma, incelemede yararlanılan belge. 3. Herhangi bir etkenin meydana gelip çevreye yayıldığı yer. 5. İki maden veya sentetik parçayı termik yolla birleştirme.

    Turkish - Turkish dictionary
  • KAYNAKToplumda insan ihtiyaçlarını karşılamak üzere mal ve hizmet üretmek için gerekli olan unsurlar. İktisadi kaynaklar olarak da tanımlanabilen bu unsurların başlıcaları; başta doğal kaynaklar olmak üzere çeşitli tip ve yetenekte (Emek, nakine-fabrika ulaştırma ağı gibi) teçhizat ve tarım, madencilik ve inşaat için ayrılmış alanlardı. Kaynak kavramı bu geniş anlamda kullanımı yanında mikro düzeyde bir işletmenin faaliyetini başlatabilmesi için gerekli para, kredi vb. gibi varlıkları ifade etmek üzere de kullanılır.

    Dictionary of Economics
  • KAYNAKKaynak,insanların toplum içinde mevcut gereksinimlerini karşılamak üzere mal ve hizmet üretmek için gerekli faktörlerdir.Ayrıca bir işletmenin faaliyetini başlatması ve devam ettirebilmesi için gerekli para, kredi gibi varlıklarda kaynak olarak kullanılmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • KAYNAK Erkek ismi.Suyun çıktığı yer

    Names Dictionary
  • KAYNAKMetal parçalarını ısı ile eritip birleştirme metodudur.

    Automotive Industry Glossary
  • KAYNAKBakınız; Menba, Kaynakçı,Pınar.

    Dream Dictionary of Phrase
  • kaynak1. fountainhead, source (of a stream or river); spring. 2. source, origin. 3. written source (of information). 4. weld, welded place. 5. patch, patched place (on rubber). 6. welding. 7. patching (rubber). suyu spring water. tozu welding flux. yapmak /a/ 1. to weld. 2. to patch (rubber).

    Turkish - English dictionary
  • kaynakweld

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak prosedürü şartnamesi, WPSwelding procedure specification, WPS

    Welder Dictionary TR - Eng
  • Kaynak ağzıjoint type

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak ağzı açma. kaynak ağzı hazırlamajoint preparation, weld preparation

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak ağzı aralığıthroat gap

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak ağzı derinliğithroat depth

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak ağzı hazırlamaedge preparation

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak akımıwelding current

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak aksesuarlarıwelding accessories

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak aksesuarlarıwelding accessories

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak aparatıwelding fixture

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak aparatıwelding fixture

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak banyosuweld pool

    Welder Dictionary TR - Eng
  • KAYNAK BÖLGESİ(SOURCE REGION) [i]Genel atmosferik sirkülasyonun bir parçası olan büyük hava kütlesinin üzerinde uzun süre kalmasıyla özelliklerini aldığı, hemen hemen tek tip yüzey şekilleriyle karakterize edilen geniş yer yüzü parçası. Pettersen, kaynak bölgelerini sınıflamada değişik ölçütler kullanır. Bunlardan ilki; hava kütlesinin altında bulunan yerin doğasıdır (Arktik buzullar, karla kaplı yüzeyler, karla kaplanmayan karalar, geniş okyanus yüzeyleri ve homojen yüzeyler), Kutupsal (P), Tropikal (T), Ekvatoral (E) gibi; ikincisi bu yerlerin yaz ve kış mevsimine göre genel sirkülasyonla ilişkileri; yani denizsel kutupsal (mP) veya karasal kutupsal (cP) olduğu. Bu ikili ölçüte birde kaynak bölgesinin soğuk veya sıcak olduğu eklenir. Örnek olarak cPk denilince, karasal kutupsal soğuk hava kütlesi anlaşılır ki bu da kaynağa ait tüm bilgileri içerir.

    Meteorological Glossary
  • kaynak bölgesiweld zone

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak camıwelding glass

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak camıwelding glass

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak çevrimiwelding cycle

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak cihazıwelding equipment

    Welder Dictionary TR - Eng
  • KAYNAK DAĞILIMIBir ülkenin sahip olduğu kaynakların, ülke ekonomisi içinde alternatif kullanım alanları arasında dağılımı. Ekonomide hangi malların ne miktarda üretileceği kaynak dağılımına göre belirlenir. Kaynak dağılımı serbest piyasa mekanizmasının işleyişi içinde fiyat sistemi ile berilenebileceği gibi, merkezi bir otoritenin, (Örneğin planlama örgütü) kakarlarına göre de belirlenebilir. Hangi yolla belirlenirse belirlensin, kaynak dağılımının amacı varolan teknolojinin sınırları içinde belirli bir kaynak bileşiminden en yüksek ürünün elde edilmesidir.

    Dictionary of Economics
  • KAYNAK DAĞILIMIBir ülkeninin sahip olduğu kaynakların , ülke ekonomisinde çeşitli kullanım alanları arasında dağılımıdır.Bu dağılımı ,bazı ülkelerde merkezi otorite tarafından belirlenirken bazı ülkelerde de piyasa mekanizmasının otomatik işleyişi doğrultusunda belirlenmektedir.Kaynak dağılımında mevcut en önemli sorun etkin kaynak dağılımının gerçekleştirilmemesidir.

    Dictionary of Economics
  • kaynak değişkeniwelding variable

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak dikiş yanıtoe

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak dönüşüweld rotation

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak eğimiweld slope

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak genişliğiweld width

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak hızıtravel speed

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak işlemiwelding process

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak kafasıwelding head

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak kenar uzunluğuIeg length

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak kenarıleg

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak konumuwelding position

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak metaliweld metal

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak operatörüwelding operator

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak paso sırasıweld run sequence

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak prosedürüwelding procedure

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak prosedürü kabul raporu, WPARwelding procedure approval record, WPAR

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak prosedürü vasıflandırma raporları, WPQRwelding procedure qualification records, WPQR

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak redresörü güç ünitesirectifier welding power source,[welding rectifier]

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak sarf malzemesiwelding consumable

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak sırasıweld sequence

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak sonrası ısıl işlempost weld heat treatment

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak süresiweld time

    Welder Dictionary TR - Eng
  • KAYNAK TAHSİSİBir ülkede üretim amaçları çerçevesinde gerçekleştirilmemesi istenen kıt kaynakların , girdi bazında kullanım önceliklerinin saptanmasıdır.

    Dictionary of Economics
  • kaynak tekniğiwelding technique

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak tesisiwelding plant

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak tozuflux

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak yapmawelding

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynak yapmaksouder

    Turkish - French Dictionary
  • kaynak yapmaksoldar

    Turkish - Spanish dictionary
  • kaynakçabibliographie

    Turkish - French Dictionary
  • kaynakça e Bibliographie.

    Turkish - German Dictionary
  • kaynakçabibliografía

    Turkish - Spanish dictionary
  • kaynakçaçavkanî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • kaynakçabibliography.

    Turkish - English dictionary
  • kaynakçasalbibliographical.

    Turkish - English dictionary
  • kaynakçı r Schweisser.

    Turkish - German Dictionary
  • KAYNAKÇIHastalıktan iyileşmeye, durumun iyileşmesine, aksaklıkların giderilerek işin yoluna girmesine delalet eder.

    Dream Dictionary of Phrase
  • kaynakçıwelder (person).

    Turkish - English dictionary
  • kaynakçıwelder

    Welder Dictionary TR - Eng
  • kaynakçılıkwelder´s work; the welding business.

    Turkish - English dictionary
  • kaynaklamak/ı/ 1. to weld. 2. to patch (rubber).

    Turkish - English dictionary
  • kaynaklı1. originating from. 2. welded. 3. patched (rubber).

    Turkish - English dictionary
  • KAYNAKTAN KESMEKısaca stopaj adı verilir. Gelir vergisinde, özellikle maaş ve ücretlilerin vergi borçlarının ödenmesinde, gelir henüzsahibinin eline geçmeden verginin kesilmesini ifade eder. Bu sistemde vergi borcu vergiyi ödeyecek işçi ya da memurdan değil, vergi sorumlusu olarak kabul edilen üçüncü şahıstan kesilir. Vergi sorumlusu, vergiyi tahsil eden alacaklı daireye karşı sorumludur. Vergi sorumlusu, vergiyi tahsil eden alacaklı daireye karşı sorumludur. Vergi kesintileri, vergi sorumlusu tarafından düzenlenen Muhtasar Beyanname ile Vergi Dairesine yatırılır. Bu uygulamanın temel amacı, vergilerin gelirini daha kolay ve gakantili bir şekilde tahsil etmek, küçük matrahmarın vergi kaçağını önlemektir.

    Dictionary of Economics
  • kaynakyeri e Schweissstelle.

    Turkish - German Dictionary

Last Searched Words

  • masatopu

    2022-05-26 21:09:14
    Turkish - French Dictionary
  • kaynak

    2022-05-26 21:09:14
    Turkish - French Dictionary
  • İSTİHLA

    2022-05-26 21:09:13
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • trailer label

    2022-05-26 21:09:12
    Computer, Internet Glossary
  • Seismograph

    2022-05-26 21:09:02
    German - Turkish Dictionary
  • tediye

    2022-05-26 21:09:00
    Turkish - German Dictionary
  • marjinal

    2022-05-26 21:08:54
    Turkish - English dictionary
  • disabled state

    2022-05-26 21:08:51
    Computer, Internet Glossary
  • MÜFTERİH

    2022-05-26 21:08:47
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • tack weld

    2022-05-26 21:08:40
    Welder Dictionary Eng - TR

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-26 20:54:20
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-26 17:25:34
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-26 20:58:30
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-26 19:44:24
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-26 20:59:10
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-26 20:44:15
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-26 19:50:09
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-26 19:32:57
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-26 19:32:50
    Kurdish - Turkish dictionary