MEDİNE


Results for "MEDİNE"

Ottoman - Turkish Dictionary

MEDİNE

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Şehir. * Hicazda Hz. Peygamberin (A.S.M.) türbesi bulunan şehirdir. Buranın İslâmiyyetten evvel ismi "Yesrib" idi.
Turkish - English dictionary

Medine

(Turkish - English dictionary) :
Medina. fukarası gibi dizilmek (for people) to line up and wait their turn.
Ottoman - Turkish Dictionary

MEDİNE-İ MÜNEVVERE

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Nurlu, nurlanmış şehir.
Dream Dictionary of Phrase

MEDİNE-İ MÜNEVVERE

(Dream Dictionary of Phrase) :
Peygamberimizin (s.a.v.) aydınlık şehri olan Medine'yi görmek yahut oraya girmek, din ve dünya ile ilgili birçok hayır ve iyiliklerin meydana gelmesine; Medine'yi görmek güzel geçime, emniyet ve güvene, rahmet ve mağfirete, üzüntüden ve diğer sıkıntılı ddurumlardan kurtuluşa, Medine, bir yere göç eden insan için orada hayır ve berekete nail olmaya, Kendini Mescid-i Nebevi'nin kapısında yahut Hücre-i Saadet'in önünde görmek tövbe etmeye delalet eder.
Islamic Glossary

MEDÎNE-İ MÜNEVVERE

(Islamic Glossary) :
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremeden hicret ettiktensonra, yerleştiği, ilk İslâm devletini kurduğu ve kabr-i şerîfinin bulunduğu şehir. Hicrettenönceki adı Yesrib olup, hicretten sonra Medînet-ür-Resûl (Peygamber ş ehri) veya Medîne-imünevvere (nurlu şehir) adıyla anılmıştır.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Onlar (münâfıklar) ; "Eğer Medîne'ye dönersek, andolsun en şerefli ve kuvvetli olanımızoradan en hakir ve zaîf olanı muhakkak çıkaracaktır" diyorlardı. Hâlbuki şeref, kuvvet vegâlibiyet Allah'ındır, Peygamberinindir, mü'minlerindir. Fakat münâfıklar bunubilmezler. (Münâfikûn sûresi: 8)Sizden biriniz Medîne-i münevverede vefât etmeğe gücü yetiyorsa, orada vefât etsin.Çünkü ben Medîne-i münevverede vefât edenlere şefâat ederim. (Hadîs-işerîf-Mir'ât-ül-Haremeyn)Medîne-i münevvereye Mesîh Deccâl'in (değil kendisi) kokusu bile giremeyecektir. Ofitne günlerinde Medîne'nin yedi kapısı olacak ve her kapıda muhâfız iki melekbulunacaktır. (Hadîs-i şerîf-Ahbâru Mekke)Medîne-i münevvere, Mekke-i mükerremenin batısında ve Kızıldeniz'in doğusunda yer alankuzeye doğru meyilli çölün ve güneye doğru uzanan az dalgalı bir ovanın bittiği yerdekurulmuştur. Çok verimli ve tarıma elverişli topraklarında her çeşit sebze, ç eşitli meyveler ilemuz ve hurmanın en iyileri yetişir. Arabistan yarımadasının diğer bölgelerine göre serin biriklime sâhibdir. (Eyyûb Sabri Paşa)Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremede insanları on üç senemüddetle İslâm dînine dâvet ettikten sonra Allahü teâlânın emri ile Medîne-i münevvereye 622senesi Rebî-ul-evvel'in sekizinci Pazartesi günü hicret etti. Burada İslâm iyet'i her tarafa yaydı.On sene sonra yâni 632 senesi Haziran'ında, Rebî-ul-evvelin on ikinci Pazartesi günü Medîne-imünevverede vefât etti. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)Peygamber efendimizin yaptırdığı Mescid-i Nebî içerisinde yer alan "Kabrim ile minberimarası Cennet bahçelerinden bir bahçedir" buyurarak medh ettiği Ravza-i mütahhera (Cennetbahçesi), Peygamber efendimizin kabr-i şerîfi, Uhûd şehidliği, başta hazr et-i Osman olmaküzere pekçok Sahâbe-i kirâmın (Peygamberimizin arkadaşları) kabirlerinin bulunduğuCennet-ül-Bakî' kabristanı gibi mübârek yerler Medîne-i münevverededir. (Eyyûb Sabri Paşa)