Tüm Sözlükler
reklam sol

37 record(s) found.

  • sermayecapitale

    Turkish - French Dictionary
  • sermaye s Kapital.

    Turkish - German Dictionary
  • sermayecapital

    Turkish - Spanish dictionary
  • sermayesermiyan.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • SERMAYE b.is. Anamal.

    Turkish - Turkish dictionary
  • SERMAYE f. Ana mal. Esas para. İlk elde mevcut olan para. * Kazanılmış ilim. * Hayat. Ömür.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • SERMAYEGeniş anlamda, gelir elde etmek üzere işletilebilecek her türlü mal ve paradır. Görümemeyi iddihan) ve gelir getirmeyen malları sermaye olarak kabil eden ve etmeyen iktisatçılar vardır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYEÜretimde kullanılan kendisi de üretilmiş olan mal ve değerlerdir. Sermaye kavramı; yatırılmış para, yatırımdan kazanılan gelir ve varlıkların parasal değeri anlamında da kullanılmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYEBakınız; Servet.

    Dream Dictionary of Phrase
  • SERMÂYE Ana para.Ortaklardan bir kısmı sermâye vermek, bir kısmı da iş yapmak üzere kurulan şirketleremüdârebe şirket denir. Kâr, önceden sözleşilen oranda paylaşılır. Sermâye, iş yapanlardaemânettir. (Ali Haydar Efendi)Ömrün en kıymetli sermâyesi vakitlerdir. (Ahmed Gazâlî)

    Islamic Glossary
  • sermaye1. capital (money or property used for the production of more wealth). 2. outlay; cost price; production cost. 3. wealth. 4. slang prostitute, whore. yi kediye yüklemek to throw one´s money to the wind.

    Turkish - English dictionary
  • SERMAYE / HASILA ORANISermaye / Hasıla oranı bir birim gelir (hasıla ) elde emek için gerekli olan yatırım miktarını gösterir.k = I (yatırım) olarak ifade edilir/Y (Gelir)Planlanan bir kalkınma hızı için gerekli olan yatırım miktarının belirlenmesinden sermaye / hasıla oranından yararlanılabilir. Örneğin bir ülkede sermaye / hasıla oranı 4/1 olsun % 6 kalkınma isteyen bu ülkede milli gelerinin % 15i yatırımlara ayrılması gerekir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE BİRİKİMİEkonomik kalkınmanın stratejik faktörlerinden biridir. Sermayenin kaynağı tasarruftur. Sermaye birikimi için tüketimin ertelemmesi gerekir. Tasarruf, gelirin tüketilmeyen bölümüdür. Tasarruf iradi olabileceği gibi zorunlu da olabilir. Azgelişmiş ülkelerde gelir düzeyinin düşük olması tasarruf olanaklarını kısıtlamaktadır. Tasarrufun az olması, sermaye birikimini engellemekte ve yatırım düzeyinin yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak gelir düzeyi düşük olmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE GİDERLERİİşletmenin banka, finansal kuruluş ve borç alınan üçüncü şahıslara ödediği faizdir. Finansman giderleri olarakta adlandırılırlar.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE HAREKETLERİDış ödemeler bilançosunun ana hesap gruplarından biridir. Bu hesapta ülkeden sermaye çıkışı borçlu işlem, ülkeye sermaye girişi alacaklı işlemdir. Sermaye işlemleri sürelerine göre uzun ya da kısa süreli olabilir. Bazı ülkelerde sısa süreli sermaye fonları faiz oranlarına karşı çok duyarlıdır. Ülkeye gelen ve ülkeden çıkan sermaye öedemeler bilançosunu doğrudan etkiler.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE HESABIÖzel kurulutlarla, kamu kuruluşlarının gerçekleştirdiği, kısa ve uzun süreli olan, uluslararası sermaye akımlarının ödemeler bilançosunda bulunduğu bölümdür. Sermaye hesabı, kısa süreli sermaye bilançosu, portföy yatırım bilançosu gibi alt bilançolara ayrılabilir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE İHRACIBirikim yoluyla sağlanan sermaye fazlasının sermaye açığı olan ülkelere transfer edilmesi işlemidir.Gelişmiş ülkelerde kullanılmayan sermaye fazlası az gelişmiş ülkelere ihraç edilerek bu ülkelerin bundan yaralanmasını sağlamaktır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE İTHALİSermaye açığı olan ülkelerin sermaye fazlası olan ülkelerden veya uluslararası finansman kuruluşlarından gerekli sermayeyi transfer etmeleri işlemidir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE KAZANÇLARIMenkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satın alındıkları ve satıldıkları tarih arasındaki değer artışı ile sağlanan kazançtır.Bu varlıkların elde tutulma süresi bir yıldan az ise elde edilen kazanç ; bir yıldan fazla ise uzun süreli sermaye kazancı olarak adlandırılır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE KAZANÇLARI VERGİSİMenkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satışından sağlanan değer artış kazançları üzerinden alınan vergidir.Bu vergilendirme varlığın elde tutulma süresine ve kazanç miktarına göre belirlenir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE MALLARIBir iktisadi değerin sermaye malı sayılması için iki koşul vardır: Birincisi üretilmiş bir mal olmasıdır. İkincisi üretilmiş malın yine üretim alanında bir input fakrötü olaraksürekli ya da geçici olarak hizmet görmesidir. Sermaye malları üretilmiş üretim madeleri niteliği taşıyan iktisadi değerlerdir.Bir yatırım malından beklenen hasılatı, o yatırım malının maliyetine eşit kılan iskonto oranına (r) sermayenin marjinal etkinliği denir.Sermayenin marjinal etkinliğiC = R1/(1+r)+R2/(r+r)2 +Rn/(1+r)nbiçiminde formüle edilir.Formülde yer alan C sermaye malının arz fiyatını R beklenen hasılatı, r ise sermayenin marjinal etkinliğini göstermektedir.Yukarıdaki formül dikkate alındığında kapitalin marjinal etkinliği; bir kapital malının üretimde kaldığı süre içinde, beklenen yıllık hasılat serilerinin şimdiki değerini, yatırımın arz fiyatına eşit kılan iskonto oranı olarak tanımlanır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE MALLARIMakina , teçhizat ,fabrika , bina gibi başka malların üretiminde kullanılan mallardır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE PİYASASIKredi arz ve talebinin uzun süreli olarak karşılaştıkları piyasadır. Hisse senetleri ve tahvillerin alınıp satıldığı örgütlenmiş, birincil ve ikincil piyasalardan oluşur. Piyasaya yeni süarülen hisse senedi ve tahviller birincil piyasada, eski menkul değerler ise ikincil piyasada işlem görür. Geniş anlamda sermaye piyasası kredi, döviz, hisse senedi, tahvil ve altın gibi her türlü menkul değerin bütün alım satımını içermektedir. Sermaye piyasasının yararları şöyle sıralanabilir:1) Başarılı kuruluşların menkul değerleri talep edileceğinden, tasarrufların buralara kayarak verimli kullanılmasını sağlar.2) Şirketlerin öz kaynak yetersizliği çözümünde, hisse senedi ve tahvillerin kolayca pazarlanmalarına yardımcı olur.3) Bir yandan üretimin mülkiyetini yaygınlaştırırken, küçük tasarruf sahiplerine de cazip gelir elde etme olanağı hazırlar.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE PİYASASIUzun vadeli finansman ihtiyaçlarının ve bunların karşılanması için yaratılmış finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasadır.Sermaye piyasasının başlıca görevleri tasarruf oluşturmak , riske katlanmaktır.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE PİYASASI KURULUTürkiye'de sermaye piyasasını düzenlemek için çıkartılan 30 Temmuz 1981'de yürürlüğe giren sermaye piyasası kanunuyla kurulan merkezi Ankara'da bulunan kamu tüzel kişisidir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE TASARRUF EDİCİ YENİLİKBir üretim aracı olan sermaye ihtiyacını azaltmaya yönelik sınai yeniliklerdir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE- YOĞUN ENDÜSTRİSermaye faktörünün emek faktöründen daha fazla kullanıldığı endüstrilerdir.Sermaye yoğun endüstrilerde ,amortisman maliyetinin toplam maliyete oranı daha fazladır.Petrol , kimya vb. Endüstriler bu tip endüstrilere örnektir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYE-YOĞUN TEKNOLOJİSermaye faktörünün emek faktöründen daha fazla kullanıldığı üretim teknolojileridir.

    Dictionary of Economics
  • Sermaye. bkz. Anamal.

    Philosophical Dictionary
  • sermayeci1. investor or owner of capital. 2. (someone) who owns or invests capital, capitalist.

    Turkish - English dictionary
  • sermayecilikowning or investing capital.

    Turkish - English dictionary
  • sermayedar r Kapitalist.

    Turkish - German Dictionary
  • SERMAYEDÂR f. Sermâyesi olan.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • sermayedarinvestor or owner of capital.

    Turkish - English dictionary
  • SERMAYENİN MARJİNAL ETKİNLİĞİÜretim amacıyla kullanılan ek sermaye malının umulan hasılatını , ek sermaye malının maliyetine eşitleyen iskonto oranıdır. Sermayenin marjinal etkinliği , faiz oranından yüksek olduğundan yatırım talebi artar; düşük olduğunda yatırım talebi azalır ; eşit olduğunda da yatırımlar durur.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYENİN MERKEZİLEŞMESİMarksist teoriye göre sermayenin merkezileşmesi sermayenin el değiştirerek az sayıda firmada toplanmasıdır.Bunun nedeni ,rekabetin küçük firmaları piyasadan silmesiyle sermaye az sayıda ellerde merkezileşir.

    Dictionary of Economics
  • SERMAYENİN YOĞUNLATMASIMarksist teoriye göre , büyük sermayelerin artı değerin sermayeleştirilmesi yoluyla büyümesine denir.Bu durum , küçük ve orta ölçekli işletmelerin yok olma süreçlerini hızlandırırSermayenin yoğunlaştırılması ve merkezileştirilmesi birbirleriyle yakından ilgilidirler.

    Dictionary of Economics
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

  • sermaye

    2021-11-30 18:23:31
    Turkish - French Dictionary
  • itburnu

    2021-11-30 18:23:30
    Turkish - English dictionary
  • remède

    2021-11-30 18:23:30
    French - Turkish dictionary
  • nemlenmek

    2021-11-30 18:23:29
    Turkish - English dictionary
  • tezlik

    2021-11-30 18:23:27
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • degenerate

    2021-11-30 18:23:26
    Computer, Internet Glossary
  • KONTENJAN

    2021-11-30 18:23:26
    Turkish - Turkish dictionary
  • slowworm

    2021-11-30 18:23:24
    English - Turkish Dictionary
  • Silhouette

    2021-11-30 18:23:24
    German - Turkish Dictionary
  • kalp krizi

    2021-11-30 18:23:24
    Turkish - French Dictionary

Keyword Searches

reklam sol