ZIHÂR


Results for "ZIHÂR"

Ottoman - Turkish Dictionary

ZIHAR

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
İki şey arasında münasebet ve mutabakat meydana getirmek. İki şeyi birbirine mutabık eylemek. Arka arkaya, mukabil kılmak. * Karşılıklı yardımlaşmak. * Fık: Bir kocanın, karısını müebbeden mahremi olan birisinin bakması câiz olmayan bir yerine teşbih etmesi.Meselâ, bir adam karısına, "Sen bana anam gibisin" demesi gibi. Bu halde karısı da ona haram olurdu. İslâmiyetten evvel câhiliyet âdetleri olan ve bir nevi boşanma usulü sayılan bu çeşit hareketi İslâmiyet men'etmiştir ve zecr için zıhar eden kimseye keffaret vaz' olunmuştur. (O.L.)
Dream Dictionary of Phrase

ZİHAR

(Dream Dictionary of Phrase) :
Eşine zihar yaptığını görmek, üzüntü ve kederi gerektirecek gizli şeylerin açığa çıkmasına delalet eder. (Kişinin, kendi hanımına, ' Sen bana annemin sırtı, karnı, uyluğu vs. gibisin' şeklinde, kendine helal olmayan yakınının mahrem yerlerine eş tutması şeklinde benzetme yapmasına denir.)
Islamic Glossary

ZIHÂR

(Islamic Glossary) :
Erkeğin, hanımını veya onun yüz, baş, ferc gibi bir uzvunu, kendisine nikâhı ebedî haramolan bir kadına veya onun bakılması harâm yerine; "Sen anam gibisin" veya "Senin sırtınanamın sırtı gibidir" gibi sözlerle benzetmesi.Hanımına "Senin başın anamın sırtı gibidir" diyen bir erkeğin, keffâret vermedikçe hanımınasarılması, öpmesi ve cimâ etmesi harâm olur. Zıhâr keffâreti, oruç keffâreti gibidir. (İbn-iNüceym)
Ottoman - Turkish Dictionary

ZIHARE

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Elbisenin dış yüzü, dış tarafı.