cennet


Results for "cennet"

Ottoman - Turkish Dictionary

CENNET

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Allah'a (C.C.) inanan ve O'na ibadet ve itaat edenlerin, iman ve İslâmiyyet'e ihlâs ve sadâkatle hizmet edenlerin, Kur'ana bir hizb-ül Kur'ân olarak mücâhidâne bir sûrette hizmetkâr olan mücâhidlerin, cihâd-ı diniyye erlerinin âhirette fazl-i İlâhi ile gidip ebediyyen içinde kalacakları mekân ve mesken. Cennet'in varlığını bütün peygamberler, onların yolundan giden âlimler ve ermiş kişiler, evliyalar ittifakla haber vermişlerdir. Esasen Allah'ın adaleti, Cehennem gibi Cennet'in de varlığını gerektirir. İnananlar, ölümün; ebedî bir hiçlik değil, ölümsüzlüğe geçiş, sevdikleriyle buluşacakları âhiret âlemine bir yolculuk olduğuna inanıyorlar ve bunalım içinde değil; mutluluk içindedirler. İnananların ve iyilerin bu hâlleri Cennet'in varlığını gösteren hayattaki belirtilerinden biridir.Cennetin tabakaları : Dâr-ül-Celâl, Dâr-üs-Selâm, Cennet-ül Me'va, Cennet-ül Huld, Cennet-ün Naim, Cennet-ül Firdevs, Cennet-ül Adn, Cennet-ül Vesile. (Bak: Âhiret)(Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki; Cennet'te bir adama beş yüz senelik bir Cennet verilir. Bu hakikat akl-ı dünyeviyenin havsalasında nasıl yerleşir?Elcevap: Nasılki bu dünyada herkesin dünya kadar hususi ve muvakkat bir dünyası var. Ve o dünyanın direği onun hayatıdır. Ve zâhirî ve batınî duygulariyle o dünyasından istifade eder. Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der. Başka mahlukat ve zîruhlar bulunmaları o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi bilâkis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, ziynetlendiriyorlar. Aynen öyle de fakat binler derece yüksek herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtivâ eden has bahçesinden başka, umumî Cennet'ten beşyüz sene genişliğinde birer hususî Cennet'i vardır. Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla Cennet'e ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder. Başkaların iştiraki onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler. Ve hususî ve geniş Cennetini ziynetlendiriyorlar. Evet bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangâhtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zâika o baki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder. Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i basıra ve kuvve-i sâmia orada, beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa ziynetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder. Her mü'min derecesine ve dünyada kazandığı sevablar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur. L.)
Dream Dictionary of Phrase

CENNET

(Dream Dictionary of Phrase) :
cennet görmek camiye, zikir meclisine, hacca, cihada, salih amellere, gerçek ilme ve çarşı-pazara; Cennete girdiğini görmek sevincç ve sürura ermeye, hayır ve berekete, nimet ve güzel rızka nail olmaya, Cennette olduğunu ve oranın meyvelerinden yediğini,, ırmaklarında yüzdüğünü ve gölgesinde oturduğunu görmek salih amellerin güzel sonuçlarını almaya, mutlu evliliğe ve hayırlı evladlara nail olmaya; Cennette gezindiğini görmek hayırlı ve sürekli rızka, şeref ve itbar kazanmaya ve korkudan emin bulunmaya, Cennete girdiği halde oranın nimetlerinden yiyip, sularından içemediığini görmek, alim olduğu, imkanı bulunduğu halde bu ilim ve olanaktan hayırlı yönde istifade etmemeye, Cennetten kovulduğunu görmek fakirlik ve zillete düşmeye, imtihanlara tabi tutulmaya; Cennetin haznedarını görmek sürekli sevince; onun iltifat ve ihsanına nail olmak Allah Teala'nın rızasını kazanmaya, bu meleğin kendile iltifat etmediğini görmek, Cenneti hak ettirecek hal ve davranışları henüz göstermediğine delalet eder.
Islamic Glossary

CENNET

(Islamic Glossary) :
Bahçe. Âhirette müslümanların nîmet ve mutluluk içerisinde sonsuz olarak yaşayacaklarıyer.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Rabbinizden (af ve) mağfiret istemeye ve Cennet'e girmeğe koşunuz. Bunun içinçalışınız! Cennet'in büyüklüğü, gökler ve yer küresi kadardır. Cennet, Allahü teâlâdankorkanlar için hazırlandı. Bunlar, az bulunsa da mallarını Allah yolunda verirler,öfkelerini belli etmezler, herkesi affederler. Allahü teâlâ, ihsân edenleri sever. (Âl-i İmrânsûresi: 133)Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâbe'nin Rabbi'ne (Allahü teâlâya)yemîn olsun ki, Cennet'te tehlike diye bir şey yoktur. Cennet, parlayan bir nûr, etrâfayayılan bir kokudur. Binâları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemâle ermişmeyve yeridir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)Cennet, anaların ayağı altındadır. (Hadîs-i şerîf-Nesâî, Ahmed bin Hanbel)Allahü teâlâ arş ve kürsî altında, yedi kat göklerin üstünde, arşın nûru ile birbirinden yükseksekiz Cennet yaratmıştır: Birincisi, Dâr-ül Cinân, beyaz incidendir. İkincisi, Dâr-üs-Selâm,kırmızı yâkuttandır. Üçüncüsü, Cennet-ül-Me'vâ, yeşil zeberce ddendir. Dördüncüsü,Cennet-ül-Huld, kırmızı ve sarı mercandandır. Beşincisi, Cennet-ün-Naîm, beyaz gümüştendir.Altıncısı, Cennet-ül-Firdevs, kırmızı altındandır. Yedincisi Cennet-ül-Adn büyük beyazincidendir. Sekizincisi Dâr-ül-Karâr, kırmızı altındandır. (Peygamberler Târihi)Cennet'e girmek îmâna bağlıdır. Îmân da Allahü teâlânın ihsânıdır. (İmâm-ı Rabbânî)Kalbinde zerre kadar îmânı olan kimse, Cehennem'de sonsuz kalmıyacak, Allahü teâlânınrahmetine kavuşarak Cennet'e girecektir. (İmâm-ı Rabbânî)Şol Cennet'in ırmaklarıAkar Allah deyû deyû.Çıkmış İslâm bülbülleri,Öter Allah deyû deyû.(Yûnus Emre)
Turkish - English dictionary

cennet

(Turkish - English dictionary) :
,-ti 1. paradise, heaven. 2. the Garden of Eden. 3. heavenly place, perfectly delightful place, paradise. 4. very beautiful garden. gibi heavenly. in kapısını açmak to be worthy of heaven (because of doing a good deed). ten kovulmak to be expelled from paradise. öküzü good-hearted but simple person.
Ottoman - Turkish Dictionary

CENNET-ÂSÂ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Cennet gibi.