kefalet


Results for "kefalet"

Turkish - German Dictionary

kefalet

(Turkish - German Dictionary) :
e Bürgschaft.
Turkish - Kurdish Dictionary

kefalet

(Turkish - Kurdish Dictionary) :
derhûdî.
Turkish - Turkish dictionary

KEFALET

(Turkish - Turkish dictionary) :
s. Kefil olma durumu.
Dictionary of Economics

KEFALET

(Dictionary of Economics) :
Hukukta, asıl borçlunun yüklendiği borcun, ödenmesinin sağlanmasını, alacaklıya karşı taahhüt etme. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumunda bu borçtan kişisel olarak sorumlu olacağı konusunda teminat verir. Türk hukukunda Borçlar Kanununun öngördüğü kefalet sözleşmesinin geçerliliği şu koşullara bağlıdır: 1) Asıl borcun varlığı, 2) Kefilin medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunması, 3) Sözleşmenin kesinlikle yazılı olarak yapılması, 4) Sorumluluk miktarının gösterilmiş olması. Kefil ile borçlunun yeni bir sözleşme ile aralarındaki kefalet sözleşmesini ortadan kaldırmaları mümkündür. Kefilin ölümü kural olarak kefaleti sona erdirmez.
Islamic Glossary

KEFÂLET

(Islamic Glossary) :
Kefillik. Kefîl olmak. Bir kimsenin, borcunu ödememesi, taahhüdünü (verdiği sözü) yerinegetirmemesi hâlinde onun yerine borcu ödemeği, sözü yerine getirme mes'ûliyetini(sorumluluğunu) alacaklıya karşı üzerine almak.Kefâletin ihtivâ ettiği (taşıdığı) birçok güzel taraflar vardır. Bunlardan birisi, malının zâyi(yok) olacağı, alamayacağı korkusunda bulunan alacaklı kişinin bu düşüncesini ondan atma;ödeyemediği takdirde şahsına bir zarar geleceği korkusu taşıyan borçlunun bu korkusunugidermek her iki tarafın karamsar (kötü) düşüncelerini yok etmesi gibi faydaları taşır. Bu daher iki taraf için bir nîmettir. Kefâlet, âlicenâblığın gereği bir iştir. (İbn-i Hümâm)Ukûbâtta (cezâlarda) kefâlet sahîh değildir (olmaz). Birinin yerine, kefîli îdâm edilmez. (AliHaydar Efendi)