Results for "

kolay

"
Dictionary of Economics

TELAFİ EDİCİ FİNANSMAN KOLAYLIĞI

(Dictionary of Economics) :
Uluslararası Para Fonu'nun ihracat geliri belirli bir seviyenin altına düşen ülkeleri desteklemek için bu ülkelere sağladığı kredi kolaylığıdır. İhracat geliri azalan bir ülkenin bunu telafi edebilmek için bu finansman kolaylığından sağlayabileceği azami tutar %83'tür.
Dream Dictionary of Phrase

KOLAYLIK

(Dream Dictionary of Phrase) :
İnsanın karşılaştığı her çeşit kolaylık takva ile birlikte sağlam tedbire, zorluklardan sonra gelecek kolaylığa delalet eder.
Turkish - English dictionary

kolay

(Turkish - English dictionary) :
1. easy, simple. 2. easily. 3. easy way (to do something). da handy; within easy reach. ına bakmak /ın/ to choose or look for the easiest way (of doing something). ını bulmak /ın/ to find an easy way to do (something). ına gelmek /ın/ to be easy or convenient (for). gelsin/gele! I hope it´s going smoothly./I hope it will go smoothly (said to someone who is either doing or planning to do a job). ına kaçmak /ın/ to take the easy way out (of a difficulty). kolay (with negative verbs only) easily.
Turkish - English dictionary

kolayca

(Turkish - English dictionary) :
1. fairly easy. 2. easily.
Turkish - English dictionary

kolaycacık

(Turkish - English dictionary) :
very easily.