İCDAN


Results for "İCDAN"

Ottoman - Turkish Dictionary

ÂMİR-İ VİCDANÎ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Vicdana emreden, vicdanı çalıştıran.
Ottoman - Turkish Dictionary

HÂHİŞ-İ VİCDANÎ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Vicdanî isteyiş ve arzu.
Ottoman - Turkish Dictionary

HÜKM-İ VİCDANÎ

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Vicdana ait hüküm. Vicdanî kanaatla verilen hüküm.
Ottoman - Turkish Dictionary

HÜRRİYET-İ VİCDAN

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted muamelesini görür. (Bak: Mürted)Dinî vazifeleri, dinin emirlerini yapmakta ve neşrinde serbestlik ise, din hürriyetidir.(Mâlumdur ki, her hükümette muhalifler bulunur. Asayişe, emniyete dokunmamak şartıyla, hiç kimse vicdaniyle, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metoddan dolayı mes'ul olmaz. Bu, hukukî bir mütearifedir.Hz. Ömer, hilafeti zamanında, âdi bir hristiyan ile mahkemede birlikte muhakeme olundular. Halbuki o hristiyan, İslâm hükümetinin mukaddes rejimlerine, dinlerine, kanunlara muhalif iken, mahkemede onun o hâli nazara alınmaması açıkça gösterir ki, adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki; komünist olmayan şarkta, garbda, bütün dünya adalet müesseselerinde câri ve hâkimdir. R.N.)
Ottoman - Turkish Dictionary

İCDAN

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Sonradan zengin olma.