ruhsat


Results for "ruhsat"

Turkish - German Dictionary

ruhsat

(Turkish - German Dictionary) :
e Genehmigung, e Erlaubnis.
Turkish - Kurdish Dictionary

ruhsat

(Turkish - Kurdish Dictionary) :
destûr.
Turkish - Turkish dictionary

RUHSAT

(Turkish - Turkish dictionary) :
is. İzin, müsaade belgesi.
Ottoman - Turkish Dictionary

RUHSÂT

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Ruhsat. C.) Ruhsatlar, müsaadeler, izinler.
Islamic Glossary

RUHSAT

(Islamic Glossary) :
İslâmiyet'in, meşakkat ve zarûret gibi sebeblere bağlı olarak, ibâdetlerde ve diğer işlerdetanıdığı izin ve kolaylık; azîmetin zıttı.Allahü teâlâ, azîmetle iş yapmayı sevdiği gibi, ruhsatla yapmayı da sever. (Hadîs-işerîf-Mektûbât)İslâmiyet'te bir işin yapılması için iki yol vardır. Bunlardan biri ruhsat, diğeri azîmetyoludur. Kuvvetli, hâli elverişli olanın, azîmet ile amel etmesi efdaldir, daha iyidir. Güç olan işiyapmak nefse ağır gelir. Nefsi daha çok ezer, zayıflatır. İbâdetler nefsi zayıflatmak için, kırmakiçin emrolundu. Çünkü nefs, insanın ve Allahü teâlânın düşmanıdır. Onu zayıflatarak azmasınıönlemek lâzımdır. Fakat büsbütün öldürülmez. Çünkü bedenin hizmetçisidir. Ahmak ve câhilhizmetçidir. Zayıf, hasta, sıkışık halde olan kimsenin, ibâdetlerini işlerini terk etmemesi, ruhsatyolu ile yapması lâzımdır. (Abdülhakîm Arvâsî)Ruhsatın sebebleri çoktur. Normal şartlar altında murdar eti (leş) yemek harâmdır. Fakataçlıktan ölüm ile karşı karşıya gelen kimsenin, ölmeyecek kadar murdar eti yemesi mubâhtır,buna izin verilmiştir. Bu bir ruhsattır. Bâzan zarûret ve meşakkat za mânında bile olsa, ruhsatıdeğil, güç ve zor olanı yapmak olan azîmeti yapmak daha iyidir. Meselâ, ölüm ile korkutulankimsenin, îmânını gizlemesi ruhsat olduğu hâlde, gizlememesi azîmettir. Bâzan da ruhsatıyapmak daha iyi olur. Yolcunun oruç tutmaması böyledir. Yolcu, orucu tutarak hastalanırölürse, günâha girer. (Serahsî, Abdülhakîm Arvâsî)