run


Results for "run"

Kurdish - Turkish dictionary

rûn

(Kurdish - Turkish dictionary) :
yağ.
Computer, Internet Glossary

run

(Computer, Internet Glossary) :
(Türk Bilişim Terimlerinden) çalıştırmak
Welder Dictionary Eng - TR

run

(Welder Dictionary Eng - TR) :
paso
English - Turkish Dictionary

run 1

(English - Turkish Dictionary) :
f. (ran, run, --ning) 1. koşmak: He can run very fast. Çok hızlı koşabilir. 2. işlemek, çalışmak; işletmek, çalıştırmak: Who is running this machine? Bu makineyi kim işletiyor? 3. uzanmak, gitmek: The road runs from here to Edirne. Yol buradan Edirne´ye kadar uzanıyor. 4. akmak, dökülmek; akıtmak, dökmek: The river runs into the sea. Nehir denize dökülüyor. 5. gidip gelmek, işlemek: This bus runs between Kadıköy and Taksim. Bu otobüs Kadıköy ile Taksim arasında işliyor. 6. (çorap) kaçmak. 7. yarışmak; yarıştırmak: Are the horses running today? Bugün atlar yarışıyor mu? 8. yönetmek, idare etmek: He runs a small engineering firm. Küçük bir mühendislik firmasını yönetiyor. 9. (balık) akın etmek. 10. kaçırmak, ... kaçakçılığı yapmak: run drugs esrar kaçırmak. 11. adaylığını koymak; aday göstermek: She will be running in these elections. Bu seçimlerde adaylığını koyacak. 12. -e yönelmek. 13. (yağ) erimek. 14. (renk) akmak. 15. (makyaj) akmak. 16. (yaradan) irin akmak. 17. tiy. (oyun) (belirli bir süre boyunca) oynanmak: The play only ran for two weeks. Piyes ancak iki hafta boyunca oynandı. 18. bilg. (programı) yürütmek.
English - Turkish Dictionary

run 2

(English - Turkish Dictionary) :
i. 1. koşuş, koşma. 2. (çorapta) kaçık. 3. tic. talep, istem, rağbet: There´s a run on foreign novels. Yabancı romanlar çok rağbette. 4. gezi, gezinti. 5. yol, rota. 6. akış. 7. spor koşu. 8. sin. gösterim süresi. 9. balık akını; akın.