usçu


Results for "usçu"

Turkish - German Dictionary

usçu

(Turkish - German Dictionary) :
r Rationalist.
Turkish - English dictionary

usçu

(Turkish - English dictionary) :
phil. 1. (a) rationalist. 2. rationalistic.
Turkish - German Dictionary

usçuluk

(Turkish - German Dictionary) :
r Rationalismus.
Turkish - English dictionary

usçuluk

(Turkish - English dictionary) :
phil. rationalism.
Philosophical Dictionary

Usçuluk.

(Philosophical Dictionary) :
(Os. Akliyye, Fr. Rationalisme, Al. Rationalismus, İng. Rationalism, İt. Razionalismo). İnan'a karşı usu çıkaran ve her türlü doğaüstü verileri tanımayan öğretilerin genel adı... Usçuluk, gerçek anlamıyla, usa dayanan ve usdışı olan her şeye karşı koyan öğretilerin genel adıdır. Ne var ki felsefe tarihinde usçuluk, us kavramı gibi, çeşitli yönlere çekilmiş ve ters anlamlarda da kullanılmıştır. örneğin metafizik öğretilere göre us, insana, gerekli bilgileriyle birlikte Tanrı tarafından verilmiştir, mantıksal ilkeler deneylere indirgenemezler. Skolastik felsefe, gerçekdışı inançlar güden idealizme gerçekçilik (realizm) adını vermektedir. Usçuluk, metafizik anlayışa uygun olarak, görgücülük (ampirizm) akrşıtı kullanılmış ve bütün insanlarda doğuştan, değişmez bir us bulunduğunu; bu usun da önsel, tümel, zorunlu, deneydışı gerçeklik taşıdığını ileri süren öğretilere usçu adı verilmiştir. Bundan başka usçuluk, gizemcilik (mistisizm), ya da gelenekçilik (tardisyonalizm) karşıtı olarak, usun egemenliğini ileri süren ve kuramsal alanda duyguların, sezilerin, geleneklerin rolünü yadsıyan öğretileri de kapsamaktadır... Gerçek anlamda us, insan doluşmasında meydana gelen insanca bir yetidir ve insan iblgisinin sınırlarıyle sınırlıdır. Bu sınırların dışında kalan her şey usdışıdır (irrasyonel). Ussal veriler, pratikle doğrulanarak gerçeklik kazanırlar. Usçuluk, nesnel gerçekliği bu sağlam bilgilerle açıklayan öğretileri tanımladığı gibi, bunu tam karşıt anlamında inanın usa uygun bulunduğunu ileri süren tanrıcı öğretileri de tanımlar. Bilg kuramında, us (bilinç)la eylem'in, kuram'la kılgı'nın diyalektik bağımlılığını göstererek usçuluğu aşmış bulunan eytişimsel özdekçilik dışında genellikle, bilgilerimizin kaynağı üstünde ileri sürdükleri tezlere göre, felsefe öğretileri dört bölümde toplanır: 1. bilgilerimizin ustan geldiğini ileri süren bütün öğretiler usçuluk (radyonalizm), 2. Bilgilerimizin duyumlarımızla geldiğini ileri süren bütün öğretiler duyumculuk (sansüalizm), 3. Bilgilerimizin doğuştan geldiğini, doğdumuz anda bütün bilgilerin bizde mevcut bulunduğunu ileri süren bütün öğretiler doğuştancılık (ineizm-nativizm), 4. Bilgilerimizin sezgimizle elde edildiğini ileri süren bütün öğretiler sezgicilik (entüvizyonizm-mistisizm) adı altında toplanırlar. Oysa, doğuştancılar da usçudurlar, çünkü bilgilerimizin doğduğumuz anda usumuzda mevcut bulunduğunu savunurlar. Buna karşı Alman düşünürü Immanuel Kant gibi usçulukla duyumculuğun bireşimini yapan eleştiriciler (kritisizm) ve saltık gerçeğin usumuzla olduğu kadar duyumlarımızla da algılanamayacağını savunan bilinemezciler (agnostisizm) de vardır. İlk usçu sayılan antik çağ Yunan düşünürü Sokrates, gerçekte, doğuştancıdır. Çünkü Sokrates'e göre bilgilerimiz doğuşumuzda mevcuttur, eğitimle ancak meydana çıkarılabilir, uyandırılabilir. Sokrates gibi usçu sayılan antik çağ Yunan düşünürü Platon da gerçekte doğuştancıdır, ona göre de bilgilerimiz doğduğumuz anda mevcuttur, o kadar ki dünyada görülenler bizde mevcut olan bu bilgilerin (ideler-idealizm) gölgelerinden başka bir şey değildir, insanlar da ilkin ideler alemindeydiler ve tüm bilgiydiler, dünyaya gelirken işte bu mevcut bilgilerini getirmektedirler. Antik çağ Yunan düşüncesinin büyük bilgini Aristoteles, ilk kez, bu doğuştancılığa karşı çıkarak, gerçek usçuluğu savunmaktadır. Aristoteles'e göre usumuzda bilgi yoktur, bilgiler duyumlarımızla deneylerden elde ettiğimiz unsurlardan usumzu tarafından yapılır. Daha açık bir deyişle us, bilgi taşıyıcısı değil, bilgi yapıcısıdır, bili yapmak için gerekli malzemeyi dış dünyadan alır. Gerçek usçulğun anlamı da bundan ibarettir. Aristoteles usu, etkin us (aktif akıl) ve edilgin us (pasif akıl) olmak üzere ikiye ayırır, deney ve gözlmemlerle elde edilen özdeksel malzemeyi algılayan edilgin us, bu malzemeden bilgi yapan da etkin ustur. Aristoteles bu düşüncesiyle, Alman düşünürü Immanuel Kant'a öncülük etmektedir... "Düşünüyorum, öyleyse varım" formülüyle varlığını düşünceye ve dolayısıyle usa indirgediğinden ötürü usçu sayılan Fransız düşünürü Rene Descartes, gerçekte, usa pek az iş barakmaktadır. Descartes'a göre nesnelerin niteliklerine özgü bilgiler uduyumlarınişidir, başkalarından öğrendiğimiz bilgiler imgelenim (muhayyile) işidir, kitaplardan öğrendiğimiz bilgiler belleğin )afıza) işidir, ancak Tanrılık bilgileridir ki ussal "seziş"in işidir. Descartes, şüpheci yönteminde ustan yola çıktığı halde bu sonucu işi bile doğrudan usa vermemiş ve sezgiye bağlamıştır. Spinoza da bu anlamda sezgicidir. O da "ussal sezig"nin sözünü eder. Bütün bilinemezciliğine ve mistikliğine karşı usu en iyi değerlendiren gene de Kant olmuştur. bkz. Us, Usaaykırılık, Bilgi, Bilgi Kuramı, Kuram ve Kılgı, Eytişimsel Özdekçilik, Dekartçılık, Eleştiricilik, Hegelcilik, Öznel Düşüncecilik, Nesnel Düşüncecilik, Saltık Düşüncecilik, Düşüncecilik, Türcülük.