yemek


Results for "yemek"

Turkish - French Dictionary

yemek

(Turkish - French Dictionary) :
manger
Turkish - Spanish dictionary

yemek

(Turkish - Spanish dictionary) :
comer
Turkish - Kurdish Dictionary

yemek

(Turkish - Kurdish Dictionary) :
xwarin.
Dream Dictionary of Phrase

YEMEK

(Dream Dictionary of Phrase) :
Hazmı kolay ve lezzetli yemek geçim yollarının kolaylaşmasına ve hayırlı rızka, Yemek yemek kanaate, eğer altın ve gümüş kaptan yiyorsa borcave haram mala, Biriyle oturup yemek yemek ondan mefaat elde etmeye, Cin ve şeytanla yemek yemek kötü kimselerle ddüşüp kalkmaya, İnsanların arasında yemek yemek şöhrete, Sağ elle yemek sünnete uymaya, sol elle yemek düşmana itaatkar olduğu halde dosta cefa çektirmeye ve mehruh olan fiilleri işlemeye, Ziyafet yemeği müjdeye, yas yemeği üzüntüye, Et ve etli yemekleryoksul için zenginliğe, sürekli yapılan yemekler daimi rızka, mevsimlik yemekler geçici olan rızık ve rızık sebeplerine, Aşırı sıcak ve katı yemek rızak kazanmada karşılaşılan güçlüklere yahut bereketsizliğe, Ekşi yemek çirkin söz işitmeye, Ekşi yemeği yediği halde hamdettiğini görmek üzüntü ve kederden kurtularak sevince erişmeye; Yemek pişirmek yoksulluktan sonra zengin olmaya ve yemeğin lezzeti ve güzelliği nisbetinde değeri olan memuriyete, Kendi etini yemek birikmiş malını yemeye, Birinin kendisi için yemek yaptığını görmek onun yardımını görmeye ya da hile yapmasına; Yemek daveti hayır için toplanmaya, Yemek davetine çağırmak nefsini kötü görelen bir işe yöneltmeye, davete icabet edilip yemekleri yense yönetici olmaya, hastası varsa iyileşmesine, yitiği varsa bulumasına, Bol çeşitli yemeklerin ve şarabın bulunduğu meclise davet edilmek cihada (savaşa) çağırılmaya ve şehid olmaya, Düğün yemeğine davet edilmek pişmanlığa, Ziyafet yemeğinde hazır bulunmak müjde ve sevince; Yediği yemeği hazmettiğin
Turkish - English dictionary

yemek

(Turkish - English dictionary) :
1. food. 2. meal, repast. 3. dish, particular kind of food. 4. course (of food during a meal). borusu 1. mil. mess call, bugle call for meals. 2. anat. esophagus. çıkarmak /a/ to give (someone) a meal. masası dining table. odası dining room. salonu (large) dining room (in a hotel or mansion). seçmek to be particular about one´s food; to be a picky eater. vermek to give a dinner, have a dinner. yemek to eat.