ere
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE
(Glossaire islamique) :
Peygamber efendimiz tarafından Cennet'e girecekleri dünyâda iken müjdelenen on sahâbî.Ebû Bekr Cennet'tedir. Ömer Cennet'tedir. Osman Cennet'tedir. Ali Cennet'tedir.Talhâ Cennet'tedir. Zübeyr Cennet'tedir. Abdurrahmân ibni Avf Cennet'tedir. Sa'd ibniEbî Vakkâs Cennet'tedir. Saîd ibni Zeyd Cennet'tedir. Ebû Ubeyde ibni CerrahCennet'tedir. (Hadîs-i şerîf-Müsned-i Ahmed bin Hanbel)Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin en üstünleri, O'na îmân ederek, mübârek yüzünügörmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiye'de Resûlullahefendimize bî'at edip söz verenlerdir. Bunların da en üstünü Bedr muhârebesinde bul unanlardır.Bunların da en üstünü ilk müslüman olan kırk kişidir. Bunların da üstünü Aşere-i mübeşşeredir.(Teftâzânî)
ATEŞPEREST
(Glossaire islamique) :
Ateşe tapan, mecûsî. Zerdüşt tarafından kurulan bâtıl dîne inanan.Ateşperestler Cehennem'in Hutame denilen beşinci tabakasında yanacaklardır. Birinigörünce kendi elini veya onun elini öpmek ve eli göğse koymak ve eğilmek ve yere kapanmakateşperest âdetidir. (Muhammed Rebhâmî)Horoz, tavuk ve vahşî hayvanları, meselâ geyiği kurban etmek haramdır. Ateşperestlerebenzemek olur. (İbn-i Âbidîn)Nevrûz günü, ateşperestlerin bayramıdır. O gün, onların yaptıklarını yapan, bayram yapanmüslümanın îmânı gider de haberi olmaz. (Kerderî)
ATEŞPERESTLİK
(Glossaire islamique) :
Mecûsîlik, ateşe tapma.Ateşperestliğin (mecûsîliğin) kurucusu Zerdüşt, mîlâddan altı yüz sene önce Hindistan'dadoğdu. Brehmen din adamları tarafından kovuldu. Ateşperestliği Belh şehrinde yaydı. "İyiliktanrısı (Îzed) veya (Ormüzd) ile kötülük karanlık tanrısı (Ehrimen) o lmak üzere iki tanrıvardır" dedi. (Zend) adlı kitabı ve (Avesta) denilen şerhi Avrupa'da basılmıştır. Ateşperestlikİran Şâhı İsfendiyâr tarafından İran'da yayıldı. Hazret-i Ömer İran'ı fethedince acemlermüslüman oldu. Ateşperestlik Hindistan'da kaldı. (Şemseddîn Sâmî)
BEREKÂT
(Glossaire islamique) :
Bereketler, hayırlar, iyilikler, bolluklar. Bereket'in çokluk şekli. (Bkz. Bereket)
BEREKET
(Glossaire islamique) :
1. Allahü teâlânın bol nîmet vermesi.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:Böylece İbrâhim'i ve (kardeşi oğlu) Lût'u (Irak'daki Nemrûd'dan) kurtarıp, içindeâlemlere (ağaçlar, tatlı meyveler, ırmaklar vb. şeylerle veya pek çok peygamber çıkarmaksûretiyle) bereketler verdiğimiz arza (Şam diyârına) çıkardık. (Enbiyâ sûresi: 71)Bir kadın, Resûlullah'a hediye olarak bal göndermişti. Resûlullah efendimiz balı kabûl edipboş kabı geri gönderdi. Kab bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek; "Yâ Resûlallah!Hediyemi niçin kabûl etmediniz. Acaba günahım nedir?" deyince, Resû lullah efendimiz;"Senin hediyeni kabûl ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir"buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Mir'ât-ı Kâinât)Senenin bereketi, bahârından belli olur. (İmâm-ı Rabbânî)2. Hayır, fayda.Şeytan her işinizde sizinle berâber bulunur. Hattâ yemekte bile. Birinizin lokmasıdüşerse, onu alıp tozunu temizleyip yesin. O lokmayı şeytanlara bırakmasın. Çünkübereketin hangi lokmada olduğu bilinmez. (Hadîs-i şerîf-Müslim)Ticârete hiyânet karışınca bereket gider. (Hadîs-i şerîf-Tergîb vet-Terhîb)Bir kimse Allahü teâlâ emr ettiği için çalışır, rızkını helâl yoldan ararsa, ezelde belli olanrızkına kavuşur. Bu rızık ona bereketli olur. (Seâdet-i Ebediyye)Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına vesîleolur. Bereketli olmayan çok mal vardır ki, sâhibinin dünyâda ve âhirette felâketine sebeb olur.O halde malın çok olması değil, bereketli olmasını istemelid ir. (İmâm-ı Gazâlî)3. Rahmet.Kur'ân-ı kerîm okunan eve bereket gelir. Melekler oraya toplanır. Şeytanlar oradan kaçar.(Ebû Hüreyre)Kur'ân-ı kerîm okunan eve bereket iner. Bu zaman yapılan duânın kabûl olması umulur.(Abdülhakîm-i Arvâsî)